Bir Tıkla Başlayan Felaket: Sanal Kumar

Dünya
 

Bir Tıkla Başlayan Felaket: Sanal Kumar

Bir Tıkla Başlayan Felaket: Sanal Kumar

Bir Tıkla Başlayan Felaket: Sanal Kumar Kl.Psk.Mehmet Kara Bir tık… Bazen bir insanın hayatını altüst etmeye yetiyor. Eskiden kumar denince akla loş salonlar, dumanlı kahvehaneler gelirdi. Şimdi ise cebimizde taşıyoruz kumarı. Akıllı telefonlarımızda, tabletlerimizde, hatta çocuklarımızın odasında. Üstelik 7 gün 24 saat açık. Ne kapısında bir bekçi var, ne de yaş soran. Sanal kumar, çağımızın en sinsi bağımlılıklarından biri. Çünkü sessiz. Çünkü gizli. Çünkü ilk başta masum gibi. “Bir kere deneyeyim” diye başlıyor çoğu hikâye. Küçük rakamlar, deneme bonusları, “hoş geldin” paraları… Sonra yavaş yavaş büyüyen bahisler, artan kayıplar, peşinden koşulan hayali kazançlar. Ve fark edilmeden girilen bir karanlık tünel. Kaybettikçe Oynayan İnsanlar Kumar bağımlısı, kaybettiğinde durmaz. Tam tersine, daha çok oynar. Çünkü kaybını telafi etmek ister. Buna psikolojide “kayıp kovalama” denir. İşte bağımlılığın kalbi tam da burasıdır. Borçlanır. Yalan söyler. Saklar. İnkâr eder. Sonra bir gün kredi kartları patlar, maaşlar erir, aile içi kavgalar başlar. Evlerde huzur kalmaz. Bir tıkla başlayan eğlence, koskoca bir hayatı yutar. Bu Sadece Bireysel Bir Sorun Değil Sanal kumar bağımlılığı yalnızca oynayanı değil, ailesini, çocuklarını, eşini, anne babasını da içine çeker. Yıkım dalga dalga yayılır. Boşanmalar, şiddet, depresyon, intihar düşünceleri, yasa dışı yollara sapma… Toplumsal bir yara açılır. Ama Çaresiz Değiliz Bu hastalığın tedavisi var. Hem de etkili yöntemlerle. Psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi; kişinin düşünce tuzaklarını fark etmesini sağlıyor. Grup terapileri, “yalnız değilim” duygusunu kazandırıyor. Aile desteği, iyileşmenin en güçlü ilacı oluyor. Gerekli durumlarda ilaç tedavisiyle süreç destekleniyor. En önemlisi ise şu: Bağımlılık bir zayıflık değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Asıl Mücadele Önlemede Çocuklarımızı, gençlerimizi, hatta yetişkinleri bilinçlendirmek zorundayız. Dijital dünyanın karanlık yüzünü anlatmak zorundayız. “Kolay para yoktur” demek yetmiyor artık. “Kolay yıkım var” demek gerekiyor. Son Söz Bir tıkla başlayan bu felaketi durdurmak bizim elimizde. Ailede, okulda, sokakta, medyada… Susarsak büyür. Konuşursak küçülür. Ve belki de bugün yazılan bu satırlar, bir insanın hayatını kurtarır.
Bir Tıkla Başlayan Felaket: Sanal Kumar

Bir Tıkla Başlayan Felaket: Sanal Kumar Kl.Psk.Mehmet Kara Bir tık… Bazen bir insanın hayatını altüst etmeye yetiyor. Eskiden kumar denince akla loş salonlar, dumanlı kahvehaneler gelirdi. Şimdi ise cebimizde taşıyoruz kumarı. Akıllı telefonlarımızda, tabletlerimizde, hatta çocuklarımızın odasında.

Üstelik 7 gün 24 saat açık. Ne kapısında bir bekçi var, ne de yaş soran. Sanal kumar, çağımızın en sinsi bağımlılıklarından biri. Çünkü sessiz. Çünkü gizli. Çünkü ilk başta masum gibi. “Bir kere deneyeyim” diye başlıyor çoğu hikâye. Küçük rakamlar, deneme bonusları, “hoş geldin” paraları… Sonra yavaş yavaş büyüyen bahisler, artan kayıplar, peşinden koşulan hayali kazançlar. Ve fark edilmeden girilen bir karanlık tünel. Kaybettikçe Oynayan İnsanlar Kumar bağımlısı, kaybettiğinde durmaz.

Tam tersine, daha çok oynar. Çünkü kaybını telafi etmek ister. Buna psikolojide “kayıp kovalama” denir. İşte bağımlılığın kalbi tam da burasıdır. Borçlanır. Yalan söyler. Saklar. İnkâr eder. Sonra bir gün kredi kartları patlar, maaşlar erir, aile içi kavgalar başlar. Evlerde huzur kalmaz. Bir tıkla başlayan eğlence, koskoca bir hayatı yutar. Bu Sadece Bireysel Bir Sorun Değil Sanal kumar bağımlılığı yalnızca oynayanı değil, ailesini, çocuklarını, eşini, anne babasını da içine çeker. Yıkım dalga dalga yayılır. Boşanmalar, şiddet, depresyon, intihar düşünceleri, yasa dışı yollara sapma… Toplumsal bir yara açılır. Ama Çaresiz Değiliz Bu hastalığın tedavisi var. Hem de etkili yöntemlerle. Psikoterapi, özellikle bilişsel davranışçı terapi; kişinin düşünce tuzaklarını fark etmesini sağlıyor.

Grup terapileri, “yalnız değilim” duygusunu kazandırıyor. Aile desteği, iyileşmenin en güçlü ilacı oluyor. Gerekli durumlarda ilaç tedavisiyle süreç destekleniyor. En önemlisi ise şu: Bağımlılık bir zayıflık değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Asıl Mücadele Önlemede Çocuklarımızı, gençlerimizi, hatta yetişkinleri bilinçlendirmek zorundayız.

Dijital dünyanın karanlık yüzünü anlatmak zorundayız. “Kolay para yoktur” demek yetmiyor artık. “Kolay yıkım var” demek gerekiyor. Son Söz Bir tıkla başlayan bu felaketi durdurmak bizim elimizde. Ailede, okulda, sokakta, medyada… Susarsak büyür. Konuşursak küçülür. Ve belki de bugün yazılan bu satırlar, bir insanın hayatını kurtarır.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve izkocaeli.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
dini chat bizim mekan cinsel chat mobil chat sohbet izmir chat sohbet islami chat islami sohbetler