GTÜ’de Önce İhale Sonra Kıyak, Alan Yetmeyince Yeşil Alanlar Devreye Girdi
GTÜ’de Önce İhale Sonra Kıyak, Alan Yetmeyince Yeşil Alanlar Devreye Girdi
Gebze Teknik Üniversitesi kampüsünde yürütülen Güneş Enerji Santrali (GES) projesi, resmi belgeler ve sahadan gelen fotoğraflarla büyük bir skandala dönüştü.
Gebze Teknik Üniversitesi kampüsünde yürütülen Güneş Enerji Santrali (GES) projesi, resmi belgeler ve sahadan gelen fotoğraflarla büyük bir skandala dönüştü.
İhale sonrası rektörlük oluruyla proje alanı 13 bin metrekare genişletilerek yeşil alanlara taşındı. Sektör uzmanları ise uyardı: “Hazır altyapı ve izinlerle firmaya altın tepside sunulan 1.8 milyon dolarlık proje değeri kamuya mı kaldı, şahıslara mı?”
ÖZEL HABER / GEBZE
Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) kampüsünde yapımı devam eden Güneş Enerji Santrali (GES) projesi, üniversite yönetiminin ve yüklenici firmanın arkasında durduğu iddialarla çalkalanıyor. Gazetemizin ulaştığı Rektörlük onaylı resmi yazışmalar, “yeşil kampüs” olarak bilinen üniversitede hem doğa tahribatı yapıldığını hem de ihale sonrasında yüklenici firmaya milyonlarca liralık muğlak avantajlar sağlandığını ortaya koydu.
İhale Başka, Uygulama Başka: 59 Bin Metrekare Yetmedi mi? GTÜ tarafından ihale edilen ve REC Power Enerji Gayrimenkul Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yürütülen “Güneş Enerji Santrali Yapım Karşılığı Kiralama ve İşletme İşi” kapsamında firmaya ilk etapta yalnızca çatı ve otoparklar tahsis edilmişti. İhale şartnamesine göre; 25 bin 632 metrekare çatı alanı ve 33 bin 419 metrekare otopark alanı olmak üzere toplam 59 bin 051 metrekarelik alanda yaklaşık 6 MW kurulu güce sahip bir santral kurulması planlanmıştı.
Ancak gazetemizin ele geçirdiği resmi belgeler, ihale sonrasında işlerin seyrinin tamamen değiştiğini kanıtlıyor.
Rektörün “Olur” Yazısıyla Yeşil Alana Çelik Konstrüksiyon Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı Alparslan Durukan tarafından hazırlanan, Genel Sekreter Nadir Yıldırım’ın uygun görüş bildirdiği ve Rektör Prof. Dr. Hacı Ali Mantar’ın “Olur” mührü bastığı resmi yazıda şok edici gerekçeler yer alıyor. Belgede, ihale edilen 59 bin metrekarelik alanın neredeyse %60’ının (36 bin metrekare) teknik olarak “kullanılamaz” olduğu iddia ediliyor.
Sözleşme maddeleri arkasına sığınılarak, yüklenici firmaya kampüs içerisinde yaklaşık 13 bin metrekare yeni alan ilave edilmesi sağlandı. Peki, bu yeni alanlar nereden karşılandı? Kampüsten gelen son fotoğraflar gerçeği gözler önüne seriyor: Asırlık ağaçların bulunduğu yeşil alanlar, doğal peyzaj zeminleri kazılarak çelik taşıyıcı sistemlerle doldurulmuş durumda. Kampüsün dört bir yanında hafriyat yığınları, sökülmüş parke taşları ve iş makineleri yükseliyor.
Otopark Yerine Toprak Zemin: Yatırımcıya Milyonluk Kıyak mı? Enerji sektörünün deneyimli uzmanları, projedeki bu keskin rota değişikliğinin arkasında devasa bir maliyet oyunu olabileceğine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre, panellerin otopark üzerine kurulması durumunda; ağır çelik konstrüksiyonlar, kalın profiller ve araç güvenliği için pahalı mühendislik çözümleri gerekiyor.
Ancak paneller yeşil alanlara, yani doğrudan toprak zemine kurulduğunda ince profiller ve minimum altyapı maliyetiyle iş bitiriliyor. Sektör temsilcileri, otopark yerine kampüsün yeşil alanlarının feda edilmesinin yatırımcı firmaya milyonlarca liralık net maliyet avantajı sağladığını belirtiyor.
En Kritik Soru: 1.8 Milyon Dolarlık Geliştirme Değeri Kimin Cebinde? Haberimizin ulaştığı en muğlak ve üzerine gidilmesi gereken iddia ise projenin ticari boyutunda saklı.
Bir enerji yatırımında en büyük maliyet; trafo kapasitesi bulmak, bürokratik izinleri tamamlamak ve uygun arazi satın almaktır. GTÜ projesinde ise yüklenici firma; hazır trafo altyapısına, sıfır maliyetli kamu arazisine ve üniversite eliyle çözülmüş imar-mülkiyet izinlerine kondu.
Enerji piyasası kurallarına göre; arazi geliştirme ve izin süreçleri tamamlanmış hazır bir GES projesi, MW başına yaklaşık 300 bin ABD Doları saf değer üretir. Bu hesapla, GTÜ’deki 6 MW’lık bu projenin sadece konumu ve hazır izinleri sayesinde 1 milyon 800 bin dolar (güncel kurla on milyonlarca TL) değerinde hazır bir “proje geliştirme rantı” oluşmuş durumda.
Normal şartlarda kamu arazisinde sağlanan bu muazzam avantajın üniversite (kamu) lehine bir indirime veya kazanca dönüşmesi gerekirken, bu 1.8 milyon dolarlık bedelin aracı şahıslara mı yoksa doğrudan şirketin kasasına mı aktarıldığı sorusu projenin üzerindeki en büyük şüphe bulutu olarak duruyor.
Uzmanlar Tepkili: “Mesele Çevre Değil, Kamu Yararı” Görüşlerine başvurduğumuz çevre ve ekonomi uzmanları, yenilenebilir enerjiye karşı olmadıklarının altını çizerek şunları söylüyor:
“Burada tartışılan şey güneş enerjisi değil, uygulamanın şeffaf olmamasıdır. İhale şartnamesinde çatı ve otopark yazarken, teknik hesap hataları bahane edilerek neden yeşil alanlar talan ediliyor? Neden kamu arazisi üzerinden bir firmaya bu kadar büyük bir rant kapısı açılıyor?”
Kamuoyu Acil Cevap Bekliyor! Gebze Teknik Üniversitesi yönetimi ve REC Power Enerji firması, yükselen bu yolsuzluk ve doğa tahribatı iddiaları karşısında sessizliğini koruyor. Kamuoyu, akademisyenler ve öğrenciler şimdi şu sorulara açık yüreklilikle cevap verilmesini istiyor:
Milyonluk projede teknik hesaplamalar ihale öncesinde neden yapılmadı? İhaleden hemen sonra mı alanların yetersiz olduğu fark edildi?
Projeye sonradan eklenen 13 bin metrekarenin ne kadarı yeşil alan? Bu doğa katliamına kim, ne karşılığında göz yumdu?
Otopark yerine toprak zemin tercih edilerek firmaya sağlanan milyonlarca liralık tasarruf, üniversite bütçesine yansıtıldı mı?
Hepsinden önemlisi; projenin hazır olmasından kaynaklanan 1.8 milyon dolarlık (1.800.000 USD) geliştirme değeri kamunun cebine mi girecek, yoksa aracı şahısların cebine mi aktarıldı?
Üniversite yönetiminin, kamu yararını ve kampüs doğasını hiçe sayan bu iddialara karşı ne zaman şeffaf bir açıklama yapacağı merak konusu. Sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
